Kadın susmuştu
Sadece susmuş.
Sahrada
su arayan bir bedevi kadar çok susamıştı susmaya. Artık günler
birbirini kovalıyor, kadınsa atan her takvim yaprağını sayıyordu.
Beyninin merkezinde kor haline gelen düşünceler gittikçe tüm tenini
yakar olmuştu.
Yitikti
tüm kelimeleri. En son gidenle birlikte tüm kelimelerini de
yitirmişti.Ve en kötüsü acıyarak baktığı insanlar gibi olmamak için
verdiği mücadeleyi de kaybetmişti. O artık bir serseri mayındı. Kime
savrulacağını bilmeden hedef gözetmeden her bir parçasını, bir başkasına
saplamıştı. durağan hale geleceği günü bekliyordu. Her şeyini yitirmiş
de olsa ‘o güne ’ olan inancı hala duruyordu. Gelecekti beklenen gün.
Muğlak yaşantısından ona kalan tek şey vardı. Ruhuna yerleşmiş sapı kırılmış bir bıçak ve onlarca ölü kelebek.
Ruhunda
ki o bıçak ateşler içinde bırakmıştı kadını yine. Bir kaç saniye içinde
gözlerinin önünden onlarca çamurlu anı nefes nefese geçmişti.
Fakat
bir şey oldu. Üç beş saniye sonra, bulanıklaşmaya başladı her şey.
Ruhunu yakan ateş çabucak sönmüştü bu sefer. Zehir tadındaki anılar
buğulanmıştı. Yüzüne bir tebessüm yerleşmişti.
Çünkü her acı anılaşır. Her anı da buğulanır.Hiç olmamış gibi, hiç yaşanmamış gibi..

0 yorum:
Yorum Gönder